YEREL ETKİNLİKLER

Yüksek kur, yüksek faiz ortamında oyun endüstrisinde fırsatlar ve tuzaklar

Bu yazımın başlıca hedefi oyun sektöründeki girişimciler, yatırımcılar ve oyun sektörünü nasıl destekleyebileceğini düşünen (düşünmese bile düşünmesi gereken) politika yapıcılar.

Daha önceki yazımda geliştiricilerin neden yurtdışına kaçtığını, geliştiricilerin ekonomik perspektifinden bakmaya çalışarak anlatmaya çalıştım. Hatta bu yazıyı paylaştığım GDT gibi gruplarda gitmiş ya da gitmeyi düşünen geliştiricilerin çoğundan ilk gitme sebeplerinin ekonomik değil, hayat tarzı olduğu yönünde ciddi eleştiriler geldi. Bunun bir derece ben de farkındaydım ama yazıyı mümkün olduğunca ekonomi perspektifinde tutmayı tercih ettim.

Şimdi bu yazıda, ülkedeki geliştiriciler ülkeden kaçmaya çalışırken, faizler %40’lara gelmiş, döviz kuru da yükselmişken, devlet destek mekanizmaları da nerdeyse işlemez haldeyken, sektöre dair neler yapılabilir üstüne kafa yormaya çalışacağım.

Yüksek Kur

Oyun sektöründeki ortalama bir firma için döviz kurlarının yükselmesi, iyi haber. Ben bu yazıyı yazarken 5.31 civarında olan dolar kuru tam bir sene önce 3.75 seviyesindeymiş yani bir senede %41 civarında bir artış göstermiş. İçinde bulunduğu bilişim sektörünün aksine, oyun sektörünün gelirlerinin nerdeyse tamamı döviz. Steam’de oyunu çıkmış bir çok Türk firmasında Türkiye dışı satışlar, toplam satışların %97’sini oluşturuyor. Kalan %3 de yine döviz olarak kasaya giriyor.

Reklam harcamalarını dışarda tutarsak sıradan bir oyun stüdyosunun maliyetlerinin %90-95’i personel maaşlarından oluşuyor. Son bir senede çoğu firma %15 üstünde bir maaş artırımı yapmadı.

Bu da eğer freelance remote bir developer/artist’le çalışmıyorsanız, gelirleriniz giderlerinize oranla %25 arttı anlamına geliyor.

Yani aslında kurlar yükseldikçe çok daha fazla oyun firması görebilmemiz gerekiyor. Oyun firmaları da, maliyetin çoğunun reklam olduğu mobil oyun gibi segmentlerden uzaklaşıp, en yüksek maliyetin geliştirme olduğu segmentlere yönelmeleri, ya da yurtdışından bir yayıncı firmayla çalışarak bu maliyet avantajını daha da öne çıkarmaları gerekiyor.

Tabi maalesef kriz ortamının tek sonucu kurların yükselmesi değil, diğer faktörlere bakınca işler biraz değişiyor.

 

Yüksek Faiz

Yüksek faiz ekonomide merkez bankalarının ekonomiyi soğutmak amacıyla kullandıkları bir silahtır. Mesela Amerikan Merkez Bankası son çeyreklerde Trump’ın uyarılarını pek dinlemeden faiz artırımlarına gitti çünkü Amerika’da işsizlik 0’a doğru yaklaşmaktaydı ve böyle soğutucu bir hamle yapılmazsa maaşlardan başlayarak enflasyonist bir döngüye girilecekti. Enflasyon ekonomi yönetiminin hiç istemediği bir şey çünkü yüksek enflasyon ortamında gelecekle ilgili plan yapmak zorlaşıyor, yatırımlar durma noktasına geliyor. Türkiye’de şu an olduğu gibi. Ama Türkiye maalesef aynı anda bir de yüksek işsizlikle boğuşuyor, tam da bu yüzden içinde olduğumuz durumu bir kriz olarak tanımlamak gerekiyor çünkü kolay bir çözümü yok. Türkiye faizleri artırıyor çünkü ülkeye sıcak para çekmeye çalışıyor, başka türlü ekonominin çarkları dönmez durumda, hemen herkesin hem fikir olduğu faizler aşağı çekildiği anda, döviz kurunun tekrar fırlayacağı. Bu da döviz cinsinden borçlu bir çok firmanın anında iflas etmesi demek.

Faizler aşağı çekilse ve kurun yükselişi serbest bırakılsa aslında oyun sektöründeki bizler için bir önceki maddede açıkladığım sebepler nedeniyle iyi olurdu. Ama ekonomi yönetiminin aldığı kararların da sadece oyun şirketlerini ya da ihracat yapan sektörleri düşünerek almaması normal. Yine de ekonomide yapısal dönüşüm dediğimiz şeyin ithal girdisiz ihracat yapan, teknoloji üreten sektörlere doğru olması gerçeğini artık herkesin kabul etmesi gerekiyor.

Oyun geliştirmek emek isteyen bir iş. PC/konsol tarafında en kısa proje 1 seneden başlıyor denebilir. 2-3 seneye ve daha fazlasına çıkabilen bir çok proje var. Oyun girişimcisinin ya da yatırımcısının projeye bağladığı finansmanın alternatif getirisi bundan 5 sene önce yıllık %6-7 seviyesinde iken, şimdi yıllık %25’lik bir getiriden vazgeçmek durumunda kalıyor. Bugün bir girişimci yatırımcı olmadan kredi kullanarak projeyi üretiyorsa yıllık %40 civarı bir faiz ödemek zorunda kalıyor. Durum böyle olunca, şirketi krediyle çeviren bir geliştirici stüdyo kurların artışından hiç faydalanamaz hale geliyor.

İdeal senaryoda, faizlerin arttığı ortamda karlılığı yüksek olan firmalar ayakta kalır, karlılığı düşük olan firmalarsa elenir, iflas eder. Oyun sektörü, yüksek risk, yüksek getiri bir sektör olarak görülür. Dolayısıyla aslında enflasyon ve kur artışıyla birlikte hesaplandığında %40’lık bir finansman maliyetini karşılayabilecek ender sektörlerden biridir ama bu riski girişimcinin sırtına yüklemek olmaz. Hiçbir girişimci tek başına bu kadar riske girmez, girmemeli. İşte bu yüzden risk sermayesinin oyun sektörüne yaklaşmasının en gerekliği olduğu dönemlerden birinden geçiyoruz. Maalesef şimdiye kadar finansal başarını ispat etmiş mobil şirketler dışında risk sermayesinden yaralanabilen oyun şirketi olmadı. Şimdiye kadar çıkmış oyunların çoğu ya girişimcinin kendi imkanlarıyla ya da büyük firmanın oyun departmanı olarak çıkarılmış projelerdi.

Tubitak ve Ekonomi Bakanlığı destekleri

Image result for tubitak

Tubitak oyun projelerinin ar-ge ayaklarına destek olabiliyor. %75’e yakın destek oranları düşük faiz ortamında ve Tubitak’ın da ödemeleri daha hızlı yapabildiği zamanlarda oyun firmaları için bulunmaz nimetti. Ancak şu sıralarda Tubitak harcama yapıldıktan en az bir sene sonra ödeme yapabiliyor. Kredi kullanan bir firma için %75 destekten geriye %35 kalıyor. Ar-ge projesinin gereklilikleri ve projenin geçmeme ihtimali, bazı kalemlerin kabul edilmeme riskleri düşünüldüğünde bu desteklere güvenilerek proje maliyeti hesaplamak bu koşullarda imkansız.

Ekonomi Bakanlığı destekleri (artık Ticaret Bakanlığı oldu) de Hizmet İhracatçıları Birliği’ne devrolmuş durumda ve 2019 itibariyle nasıl çalıştığını görmeye başlayaağız. Başvurular Hizmet İhracatçıları Birliği’ne yapmak gerekiyor ve yıllık aidatı minimum bir brüt asgari ücret.

Destek mekanizmalarını bir finansman aracı olarak değil, gelir kaldıracı olarak kullanın. Şu anda finansman desteği sağlayan bir destek mekanizması bulunmamakta.

Yeni girişimcilere ve geliştiricilere tavsiyeler:

– Bu ekonomik koşullarda fatura kesecek duruma gelene kadar mümkün olduğunca şirketleşmeyin, kredi kullanmayın. Amerika’da garage development dedikleri şekilde 5-6 kişi bir araya gelip oyun çıkarmaya ve gelir paylaşımı yapmaya çalışın.

– Şirketleştiyseniz risk almadan, daha çok ‘work for hire’ proje almaya çalışın. Fuarlara gidin, yayıncılarla tanışın. Önden ödemeli iş modellerini tercih edin.

– Artstation gibi portföy siteleri üstünde profillerinizi oluşturun ve freelancer olarak işlerinizi bütün dünyaya pazarlayın. Şu an Türkiye’de büyük şehirlerde bile yaşam maliyeti Çin, Indonezya gibi ülkelerin büyük şehirlerinin altına gerilemiş durumda dolar cinsinden. Eğer iyi bir eğitim alabildiyseniz, freelancer olarak iş bulmanız oldukça kolay. Kolaya kaçmayın, uzmanlaşın ve yaptığınız işin en iyisi olmaya çalışın.

– Asset üreten sweatshop’lar kurun. Yıllardır Hindistan’da, Çin’de, Doğu Avrupa’da kurulmuş art asseti (konsept art, karakter modeli, environment, VFX) üreten firmalar man/day’leri (günlük adam ücretleri) 100 USD’den 350 Euro’lara varan kalite skalasında dünyadaki oyun firmalarına hizmet verdiler. Kurun olduğu seviye Türkiye’yi bu tür asset üretimi yapılabilecek en uygun yerlerden biri haline getirdi.

– Yabancı ve yerli yatırımcıları ikna edin. Kriz ortamında Türkiye’de elinde parası olup, ne yapacağını bilemeyen, eskisi gibi gayrımenkule koyamayan, kolayca bir ithalat şirketi açamayan bir çok yatırımcı oyun girişimleri için potansiyel finans kaynağı. İkna edilmeleri kolay değil çünkü iyi/kötü ekibi birbirinden ayıramıyorlar ama bir yerden başlamak gerekiyor.

– Eleman yetiştirin. Eğitim merkezleri açın. Kriz içinde diğer sektörler kan ağlarken oyun sektörü büyüyecek, daha fazla elemana ihtiyaç var. Eğer ekibinizde hala Türkiye’de kalmış senior birileri varsa, değerini bilin ve mutlaka birilerini yetiştirmesini sağlayın.

Politikacılara tavsiyeler:

Aslında bu kısım Oyunder ve Toged gibi derneklerin daha aktif rol alması ve yapılması gerekenleri ilgili makamlara (Ticaret Bakanlığı, TİM, Sanayi Bakanlığı, Cumhurbaşkanlık) durmadan anlatması gereken konular ama Türkiye’de bir çok girişimci üstünde bir ölü toprağı var. Silkinip daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor.

Daha önce 2015’te kamunun oyun sektörü için yapması gerekenleri Gamasutradaki makalemde yazmıştım.

Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarda kamuya düşen görevler şunlar olmalı:

– Destek mekanizmalarını gözden geçirip, firmaların desteklere çok daha kolay ulaşabilmelerini sağlamak, daha çok oyun sektörüne özel destek vermek

– Oyun şirketlerinin ucuz finansmana (faizsiz kredi, yatırım) erişimini sağlamak. Yatırımcıları oyun sektörüne yönlendirmek.

– Ön ödemeli destek programları başlatmak ve bunların takibini yapmak.

– Sektörde eğitim için üniversiteleri, dernekleri, eğitim kurumlarını %100 desteklemek ve yurtdışından alanının en iyisi geliştiricilerin tecrübelerini Türkiye’ye taşımak.

– Teknoparkları gözden geçirmek ve her teknoparkta en az 3-4 oyun firmasının olmasını sağlamak.

Bir çok ithalatçı firma, yabancı telekom ve teknoloji firmasıyla dolu teknoparklar ülkemizdeki çarpıklığın açık bir göstergesi. Üretim yapmayan, ana işi ithalat olan, Türkiye’de bulunma sebepleri operasyondan ibaret, e-ticareti teknolojiymiş gibi ambalajlayıp vergi indirimlerinden faydalanan bu firmalardan kurtulmadıkça yapısal reform falan olmaz. Hem yüksek teknoloji, hem de ithal girdi kullanmadan ihracat yapan bir sürü teknoloji/oyun firması yüksek vergiler ödeyip, desteklerden faydalanamazken, Teknopark yönetimleri ‘ödemelerini aksatmıyor’ diye bu ithalatçı firmalara yerlerini peşkeş çektikçe krizin içinde debelenmeye daha çok devam ederiz. İşin daha da üzücü tarafı, bu bahsi geçen ithalatçı firmalar 100’lerce kişi çalıştırıyorlar ve aslında isterlerse kendi ‘ar-ge merkezlerini’ ya da ‘tasarım merkezleri’ni kurarak teknoparkta yer işgal etmeyebilirler. Ama bu danışıklı dövüş, 15 tasarımcıya sahip olmadığı için kendi tasarım merkezini kuramayan küçük oyun firmalarının teknoparklara alınmaması ya da yüksek kiralar yüzünden tercih edememeleriyle sonuçlanıyor.

 

 

Burak Tezateşer Hakkında

Burak Tezateşer, Nowhere Studios'un kurucusu ve yapımcısı. Aynı zamanda bir Oyunder yönetim kurulu üyesi Bahçeşehir Üniversitesi ve İstabul Teknik Üniversitesi'nde oyun yapımcılığı dersleri veriyor.

Bir cevap yazın